Filistin Bayrağının Anlamı ve Osmanlı’ya İsyanın Sembolü

Yıllardır Gazze der dururuz, Gazze için dua eder yeri gelir Gazze için gözyaşı dökeriz. Bizdeki Filistin sevgisi öyle bir boyuttadır ki Türkiye’de kendi bayrağımızdan sonra en çok Filistin bayrağı bulunmaktadır. İşin siyasi kısmı da böyledir, spor kısmı da. Öyle ki muhalefetler iktidarları hep Filistin’e az yardım ettiği konusunda eleştirir veya Avrupa maçlarında hele hele rakip bir İsrail takımıysa mutlaka Filistin bayrağı tribünlerimizde kendisine yer bulur. Peki sizlere bizim bu çok sevdiğimiz Filistin bayrağının içinde aslında Osmanlı’ya karşı isyanı barındırdığını söylesem ne dersiniz? Bu yazımızda sizlere bu ilginç hikayeyi anlatacağım.

Bayrağın anlamına gelmeden önce bir kaç Arap devleti ile bilgiler vermekte fayda var ki konu daha iyi anlaşılabilsin. Öncelikle Emeviler’den başlayalım. İslam’ın altın çağı olan 4 Halife Dönemi yeni bitmişti ki Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan, Kûfeliler tarafından yeni halife seçilmişti. Ancak halifelik o kadar kolay gelmeyecekti. Şam’da kendisine bir rakip çıkmıştı. Bu rakip Emevi soyundan gelen Muaviye’den başkası değildi. Hz. Hasan Müslümanlar arasında kan dökülmesini istemediğinden, Muaviye ile anlaşarak halifelik yarışından çekildi. Ve işte Emevi Devleti böylece kurulmuş oldu. Ayrıca Kerbela Olayları’nın başı olan Yezid’de Emevi Devleti’nin kurucusu olan Muaviye’nin oğludur. İşte bu yazıda bahsettiğimiz Emeviler yıllarca beyaz sancak kullanmışlardır.

Emeviler’in Ele Geçirdikleri Yerler

Gelgelelim Filistin bayrağında parmağı olan bir diğer devlet Fatımiler’e. Fatımiler’in kurucusu Ubeydullah Sa’îd olmasından dolayı Ubeydiler olarakta bilinirler. Fatımiler olarak anılmalarının sebebi ise Hz. Fatıma’nın soyundan geldiklerini iddia etmelerindendir. Aslında bu konu çok tartışmalı bir konudur ve kesinliği bulunmamaktadır.  Hatta iddia ettiklerinin tam tersi yani Hz. Fatıma soyundan olmadıkları fikri ağır basmaktadır. Ayrıca bu devletin Şii mezhebinde bir devlet olduğunu söylemekte de fayda var. Bu devlet ömrü boyunca Fas, Cezayir, Filistin, Mısır, Tunus, Ürdün gibi birçok yeri egemenliği altına almıştır. Ancak bizim asıl konumuz Filistin’dir. Ayrıca yazımızda bahsettiğimiz Fatımiler devleti yıllar boyunca yeşil sancak kullanmıştır.

Fatımiler

Gelelim Abbasiler’e. Aslında Abbasiler tarih kitaplarımızda kendisine oldukça yer bulmaktadır. Kısaca Emeviler’in yıkılmasının peşi sıra kurulan bu devletin ilk halifesi olan Ebu’l Abbas, Hz. Muhammed’in amcasının soyundan gelmektedir. Emeviler zamanında, sürekli olarak Araplarla
savaşan Türkler, Abbasiler zamanında İslamiyeti benimsemeye başladılar. Çünkü Abbasiler, Emeviler gibi Arap milliyetçiliği yapmadılar. Türklere ve Arap olmayan Müslümanlara karşı iyi davrandılar. Onların bu siyasetleri sonucu Talas Savaşı’ndan sonra Türkler arasında İslamiyet hızla yayıldı. Yani kısaca bu devletin Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinde etkileri büyüktür. Ayrıca Abbasiler Mısır, Filistin, Suriye gibi birçok yeri fethetmiş ve halifeliğinde etkisiyle çok geniş bir alana yayılmışlardır. Bu devlet yıllar boyunca siyah sancak kullanmıştır.

Abbasiler’in Ele Geçirdikleri Yerler

Evet, şimdi gelelim bu 3 devletten neden bahsettiğimize. Belki farketmişsinizdir, bu 3 devletin sancak renkleri Filistin bayrağındaki renkleri oluşturmaktadır. Ancak bir eksik vardır ki o da sol taraftan gelen kırmızı bir ok işareti. İşte burada asıl konumuz başlamakta.

Osmanlı’nın Ortadoğu ile kopuşunu incelemeye kalkan kişilerin önüne çıkacak ilk isimlerden birisi Şerif Hüseyin’dir. Kendisi Osmanlı tarafından Hicaz Valisi ve Mekke Şerifi olarak Arabistan’a gönderilmiştir. Ancak bütün bunlara rağmen Şerif Hüseyin, Osmanlı’nın en kötü zamanlarında İngiltere ile işbirliği yapmış ve Osmanlı’nın arkasından oyunlar oynamıştır. Osmanlı bir yanda Balkanlar’da savaşıyorken, Şerif Hüseyin diğer tarafta İngilizler ile ayaklanmaları durumunda kendi krallığını tanımaları konusunda anlaşmaya çalışmaktaydı. İşin diğer ilginç tarafı ise Şerif Hüseyin Mısır’da ki İngilizler ile anlaşmaya çalışırken oğullarından Faysal’da Suriye’de Osmanlı komutanı Cemal Paşa ile anlaşmaya çalışıyordu. 1916 ilkbaharında Cemal Paşa’nın, Beyrut ve Şam’da devlete ihanetle suçladığı bazı Arap milliyetçilerini astırmasının ve Osmanlı birliklerinin Hicaz demiryolunu denetimi altına almasının ardından, Şerif Hüseyin krallığını ilan ederek, Haziran 1916’da Osmanlı Devletine karşı ayaklandı.

Peki bu devlet, yaşamına nasıl devam edecekti? İşte burada Şerif Hüseyin bayrak, arma, tarih, simge ve benzeri bir şeyler ayarlamalıydı. Filistin, bayrağına kavuşuyordu. Tasarlanan bu bayrakta Emeviler’in, Fatımiler’in ve Abbasiler’in sancak renkleri alt alta dizildi ve ortasına da sol taraftan gelecek şekilde bir kırmızı ok konuldu. İşte bu kırmızı ok Osmanlı’ya karşı yapılan Arap isyanlarını temsil ediyordu. Aynı ok Ürdün bayrağında da bulunmakla beraber birçok Arap ülkesi bayrağında da kırmızı renk yer almakta ve Arap isyanlarını temel almaktadır.

Her ne kadar bu bayrak 1916’da tasarlanmış olsa da Şerif Hüseyin bu bayrağı Filistinlilere vermemiştir. Dahası yapılan anlaşmalar ve oyunlarla Filistin İngilizlere bırakılmıştır. Hatta ve hatta Şerif Hüseyin’in o çok güvendiği İngilizler Şerif Hüseyin’i de oyuna getirerek Filistin’de bir Yahudi devleti kurmaya başladılar ve İsrail devletinin adımları atılmaya başlandı.1918’de İngiliz orduları Filistin’e girdi ve 1922’de şimdiki adı Birleşmiş Milletler olan Milletler Cemiyeti Filistin topraklarını İngiltere vesayetine verdi. 29 Kasım 1947’de İngilizlerin çekilmesiyle 1948’de İsrail devleti Filistin topraklarında kurulmuş oldu. Bu arada 1947’ye kadar süregelen İngiliz mandası olan devlette aşağıda göreceğiniz bayrak kullanılmaktaydı. Ancak bu bayrak halk nezdinde hiçbir zaman tanınmadı.

1927-1948 Yılları Arasında Kullanılan Filistin Bayrağı

Temmuz 1952’de ki devrime kadar Filistin bayrağı resmi olarak halen kullanılmamaktaydı. Her ne kadar bu tarihten sonra Filistin bayrağı kullanılmaya başlansa da İsrail işgalinden sonra bayrak yine ortadan kayboldu. Ta ki 1964 yılına kadar. Bu yıl içinde Yaser Arafat önderliğinde Filistin Kurtuluş Örgütü kuruldu ve bugün kullanılan eski Filistin bayrağı tekrar kullanılmaya başlandı. 1988 yılında ise bayrak bağımsız Filistin’in bayrağı olarak kabul edildi.

Gelelim Şerif Hüseyin’e. İngiltere oyuna daha yeni başlıyordu. İngilizler, Şerif Hüseyin’in oğullarından Abdullah’ı Ürdün Emiri, Faysal’ı ise Irak Kralı ilan ettiler. 1924’te Şerif Hüseyin’in krallığı yıkılınca Kıbrıs’a kaçmak zorunda kaldı. 1930’da oğlu Abdullah’ın yanına geçen Şerif Hüseyin 1 yıl sonra hayata gözlerini yumdu. Ancak kader adeta Hüseyin’in ihanetini affetmeyecek sanki intikam alır gibi onurunu da ailesini de yerle bir edecekti. Oğullarından Faysal, İngilizler tarafından zehirlenerek öldürüldü. Yerine geçen oğlu Gazi ise bir kazada can verdi. Torunu, Irak Kralı 2. Faysal ise çok kanlı bir ihtilalle devrilip cesedi sokaklarda sürüklendi. Yine Şerif Hüseyin’in ortanca oğlu Abdullah da (Şimdiki Ürdün Kralının dedesinin babası) İngilizler tarafından Filistin bölünerek Ürdün kralı ilan edilmişti. Bu kral da bir suikastçi tarafından Kudüs’te Hz. Ömer Camii’nin önünde hançerlenerek can verdi. Yerine geçen oğlu Tallal ise delirmiş ve ömrünün çoğu İstanbul’da Şifa Yurdu’nda geçiyor.

Şerif Hüseyin ve Ailesi

Bu arada aşağıdaki fotoğrafta Filistin’de hangi bayrakların ne zaman kullanıldığını görebilirsiniz.

Filistin’de Kullanılan Bayraklar

Neyse sözü fazla uzattım. Kısaca anlatmak gerekirse bugün ki Filistin bayrağına baktığımızda göreceğimiz kırmızı renk aslında bir bakıma Osmanlı’ya karşı İngilizlerin oyunuyla yapılmış bir isyanın temsilidir…

Bu arada kısa bir şeyden daha bahsedelim. 1942 yılında II. Dünya Savaşı sırasında İsmet Paşa’nın Ortadoğu başkentlerine diplomasi için gönderdiği Feridun Cemal Erkin, Amman’da Kral I. Abdullah tarafından kabul ediliyor. Kral I.Abdullah’ın, babası Şerif Hüseyin’le ilgili vicdan azabı ile ilgili aktardığı anı Erkin’in “Dışişleri’nde 34 Yıl” adlı kitabında şöyle anlatılıyor:

“Babam çok ıstırap çekti. Bir gün, saray bandosu bahçede konser veriyor. Hava sıcak, pencereler açıktı. Bir ara bando hepimizin bildiği İzmir marşını çalmaya başladı. Babamın birçok eski hatıralarının canlanmasını önlemek için pencereyi kapattım…”
“Evlat, neden o pencereyi kapatıyorsun? İzmir marşının eski günleri bana hatırlatmaması için değil mi? Ben velinimetine ihanet etmiş âsi bir kulum, günahım büyüktür. Kral olacağımı sandım, Tanrı beni sürgünlüğe düşürdü, hasta oldum, buraya sığındım… Pencereyi aç, şu marşı dinleyeyim, duyduğum vicdan azabının şiddeti, o eski hatıraların canlanması ile büsbütün artsın. Bu dünyada çektiğim ıstıraptan artan vicdan azabıyla büsbütün ağırlaşsın, ta ki Cenab-ı Hak bu günahkâr kulunu dünyada affederek, ahirette daha büyük cezadan korusun…”
Son bir not olarak düşmek gerekirse oğullar babalarının yaptıklarından sorumlu tutulamazlar, bugün Filistin’de bir insanlık dramı yaşanırken sırf intikam amaçlı sessiz durmamız beklenemez. Bu yazıda ki tek amaç her yere astığımız o Filistin bayrağının anlamını anlatmaktan başka bir şey değildir. Yaşasın Özgür Filistin…
Okumak değil de dinlemek isterseniz aşağıya çok çok daha kısa bir anlatımı sizlere bırakıyorum. İyi seyirler…

Filistin Bayrağının Anlamı ve Osmanlı’ya İsyanın Sembolü” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.