İstiklal Caddesi’nin Dik Yokuşlarından Çıkan “Dingo’nun Ahırı” Sözü’nün Hikayesi

Dilimizde bir çok atasözü ve deyim vardır. Bunların bir kısmı o kadar ilginç sözlerdir ki insan bu sözlerin nereden ve nasıl çıktığını merak etmeden duramaz ve bu bilgiye ulaştığında da bu sözlerin genelde çok ilginç hikayeleri olduğu ortaya çıkar. Bu yazımızda da yine böyle bir hikayeyi sizlerle paylaşacağız. “Burası Dingo’nun ahırı mı, giren çıkan belli değil” sözünde ki gibi Dingo’nun ahırı sözü karmaşık, dağınık, disiplinsiz yerler için kullanılır diyebiliriz. Gelelim bu sözün hikayesine…

Vakti zamanında şu anda nostaljik tramvay diye hitap ettiğimiz tramvaylar henüz Taksim’de bulunmuyorlarken ulaşım atlı tramvaylar ile gerçekleştiriliyormuş. Bahsettiğimiz yıllar 1910’lu yıllar henüz. Bu tramvaylar normalde 2 at ile çekilirken sıra dik Şişhane yokuşuna geldiğinde Azapkapı’dan at takviyesi yapılırmış. Bu şekilde Taksim’e kadar gelen atlar haliyle epey yorulurlarmış. Bu yorulan atlar Taksim’in batısında bulunan bir ahırda bakıma alınırlar, dinlenen atlar tramvaysız bir şekilde tekrar Azapkapı’ya götürülürlermiş. Taksim’de bulunan bu ahırın sahibi Dingo isimli bir rum vatandaşmış. Taksim’de ki ahırın sahibi olan bu Dingo isimli vatandaşın içkiyle arası pek bir iyiymiş. Öyle ki meyhaneden hiç çıkmaz, ahır ile hiç ilgilenmezmiş. Bu sebeple de ahırda düzensizlik ve kaos hakimmiş. Ahıra kimin gelip gittiği belli olmaması, hangi atın dinlenip hangisinin yeni geldiğinin bile karışmaya başlamıştı. Artık adı çıkan ahır, sonunda Türkçemize “Dingo’nun Ahırı” deyimini kazandırmayı başarmış.

Gelelim hikayemizin sonuna, o günlerde atlı tramvaylara bakım hizmeti sağlayan bu Dingo’nun ahırı, günümüzde de eski işine göre olabilecek en iyi şekle sokulmuş ve günümüz tramvaylarının bakım yeri haline getirilmiştir.

İstiklal Caddesi’nin Dik Yokuşlarından Çıkan “Dingo’nun Ahırı” Sözü’nün Hikayesi” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.