Kızıl Meydan’a İnen Bir Alman Uçağı – Mathias Rust’un Rus Tarihini Değiştiren Çılgın Macerası

MATHİAS RUST VE SEYAHATİ

50 saatlik uçuşunu henüz tamamlayıp brövesini takan Mathias Rust, henüz 18 yaşında kendisini deneyecek bir uçuşa çıkmaya karar verir. Bu uçuşun amaçlarından birisi de kendisini, hemşire olan sevgilisine ispat etmek istemesidir. Gerçekleştireceği uçuş, hem günümüz pilotları için bile zor bir rota olacaktır hem de Dünya tarihinde kendine apayrı bir yer edinecektir. Cessna tipi yani halk arasında pırpırlı uçak diye tabir ettiğimiz uçağına atlayan Mathias, Hamburg’dan yola çıkacak ve ilk durağı Faroe Adaları olacaktır. Hamburg’dan Faroe Adaları’na mesafenin nerdeyse 1400 km olduğunu da belirtelim. Tabi ki böylesine uzun bir uçuş için uçaktaki koltuklar ve gereksiz malzemeler sökülür, yerlerine yakıt deposu ve bu depoların çalışması için gereken pompa yerleştirilir. Faroe Adaları’na sağ salim inen Mathias’ın bir sonraki durağı ise yaklaşık 700 kilometre ötede bulunan İzlanda’dır. Mathias’ın uçtuğu bölgeler, özellikle de pırpırlı bir uçak için çok zorlu şartlara sahiptir. İzlanda’dan sonraki hedef ise Norveç’tir.

Mathias Rust , Uçağı ve Kızıl Meydan

MATHİAS’IN DÜŞTÜĞÜNÜN SANILMASI

Bu sıralarda 1986 yılında İzlanda’nın başkenti Reykjavik’de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Reagan ile Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçov arasında gerçekleşen başarısız görüşmeler, Mathias’ın aklına Kızıl Meydan ziyaretinin ilk tohumlarını atmıştı. Norveç’ten tekrar havalanan Mathias, bu sefer Helsinki’ye iner ve kısa bir yakıt ikmalinden sonra tekrar havalanır. Ancak Helsinki’den havalandıktan sonra uçaktaki bütün iletişim ekipmanlarını kapatan Mathias’ın, Finlandiya hava trafik kontrol radarından kaybolduğu farkedilir farkedilmez arama kurtarma çalışmaları başlatılır. Sipoo kentinin yakınlarında, deniz üzerinde yağ birikintisi bulan, Fin Sınır muhafızları Mathias’ın uçağının düştüğüne ve kaybolduğuna kanaat getirir. Bu sırada Mathias çoktan, Sovyetler Birliği üyesi olan Estonya’ya ulaşmıştır.

MATHİAS’IN İNANILMAZ ŞANSI

Hikayenin asıl ilginç kısmı burada başlamaktadır. Estonya’da 3 kez farkedilen Mathias’a bir müdahalede bulunulmaz, bunun sebebi ise Rus Hava Kuvvetleri’nde yetki karmaşası yaşanması olarak kayıtlara geçer. Moskova’ya 800 kilometre yolu kalan Mathias, tekrar radara yakalanır. Bu sefer Mathias için iki jet havalanır ve uçak farkedildiğinde müdahale yetkisi istenir. Ancak Mathias’ın şansı bir kez daha dönecektir ve yine bir şekilde o yetki verilmez. Artık Moskova’ya iyiden iyiye yaklaşan ve en son Moskova’ya 500 kilometre kala yine radara yakalanan Mathias’a yine birşey yapılmaz.

BÜYÜK REZALETTEN SONRA RUSYA’NIN TEPKİSİ

O dönem Sovyetler Birliği hava savunması, dünyanın en iyi hava savunması olarak görülmekteydi. Öyle ki Mathias Kızıl Meydan’a yani Rusya’nın en önemli meydanına inerken Rusya için dünya genelinde çok büyük bir utanç yaşanmak üzereydi. Takvimler 28 Mayıs 1987 gününü gösteriyorken Mathias da 18 yaşında çıktığı yolculuğu 19 yaşında bitirecekti. Mathias’ın mucizevi inişiyle Sovyetler’de taşlar yerinden oynadı. Aralarında Savunma Bakanı ve Hava Savunma Birlikleri Komutanının da bulunduğu yüzlerce subay ve bürokrat görevden alınmıştı. Bu olayla Ruslar bile kendi aralarında dalga geçmişler, Kızıl Meydan’a Sheremetyevo Havalimanı’ndaki iki terminale ek olarak Sheremetyevo-3 lakabını takmışlardı. Hatta polis telsizlerine “uçak inmesi” kodu da eklenmişti. Mathias adeta Soğuk Savaş’ın sıkılmamış kurşunu olmuş ve Rusya’yı dünyanın gözünde küçük düşürmüştü.

Meşhur Kızıl Meydan

PEKİ RUSLARIN ELİNE GEÇEN MATHİAS RUST’A NE OLDU?

Mathias’a gelecek olursak, inişten sonra 1-1.5 saat Kızıl Meydan’da takılmış, daha sonra yakalanarak Rus mahkemelerine çıkarılmış, Rus hava sahasını izinsiz işgal ettiği ve sınırdan izinsiz bir şekilde geçtiği için 4 yıl çalışma kampı cezasına çarptırılmıştı. 437 günlük hapis hayatından sonra önce şartlı tahliye edildi daha sonra ise 1988 yılında Rus ve Amerikan hükümetleri arasında imzalanan Orta Menzilli Stratejik Silahların Sınırlandırılması Anlaşması sırasında, Rusların bir iyi niyet gösterisi olarak serbest bırakıldı ve 3 Ağustos 1988’de Almanya’ya döndü. Ancak Mathias’ın şansı tersine dönmüştü. Giyim mağazasından kazak çalmaktan, kendisini öpmek istemeyen bir hemşireyi bıçaklamaya kalkmak kadar ilginç suçlara bulaştı.

KIZIL MEYDAN’A İNEN O UÇAĞIN SON DURUMU

Dünyanın en meşhur Cessna 172’ si olan Mathias Rust’ un uçağına neler olduğuna gelince; önce Münih’te faaliyet gösteren bir kozmetik firması, reklamlarında kullanmak üzere Rus gümrüğünden satın alır, fakat Ruslarla iyi geçinmek isteyen Alman hükümeti uçağın Almanya’ da uçmasına izin vermez. Bunun üzerine uçak Japonya’ ya satılır ve yaklaşık 15 sene Utsunomiya Şehir Parkı’nda sergilenir. 2008 yılında ise Alman Teknik Müzesi( Deutsche Technic Museum) tarafından satın alınır ve müzenin girişine yerleştirilir.

BU OLAYIN SOVYETLERİN ÇÖKÜŞÜNE ETKİSİ

Son olarak şunu da söylemek gerekir ki bu olay Sovyetler’in çöküşünün de başlangıcıydı. Çünkü Sovyetler yerden 200 metre ile 40 bin metre ötesini tarayabilecek güçte radarlara sahipti. Öyle ki bunun gösterisini de Kore’den kalkmış olan bir yolcu jetini düşürerek yapmış ve buna ek olarak birçok casus uçaklarını düşürdüklerini de açıklamıştı. Ancak başta bahsettiğimiz gibi bu güçlü radarlar minimum 200 metreyi farkedebiliyordu, Mathias’ın 100 metre yükseklikte uçarak geldiği farkedilince Amerika bir sonraki hamlesini bunun üzerine yaparak yeri geldiğinde yerden sadece 15-20 metrede bile gidebilen Cruise füzeleri geliştirdi. Daha sonrasında ise Rusya’nın, yere yakın yükseklikteki cisimler için radar yapmanın çok maliyetli olması Sovyetler’in bu yarışta geri kalmasına sebep olduğu söylenir.

Ayrıca Mathias’ın Kızıl Meydan’a inişiyle ilgili aşağıdaki linkten kısa bir görüntü izleyebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.