Türk Havacılık Tarihimizin En Büyük Kazası – THY – Paris Faciası

Havacılık, günümüzün en güvenilir ve en hızlı ulaşım yolu olsa da zaman zaman düşen hatta kaybolan uçaklar gündeme gelmektedir. Çoğu uçak kazasına sebep olan şey ise ufak dikkatsizlikler ve göz ardı edilen şeyler yani küçük detaylar olmuştur. Aynı zamanda hemen hemen her uçak kazası havacılığa beraberinde yeni kurallar gelmesine sebep olmuştur. Bu yüzden havacılıkta kurallar kanla yazılır denir. Bu yazımızda ise sizlere Türk havacılık tarihinin en feci, en büyük ve en çok ölümün yaşandığı kazadan bahsedeceğim.

UÇAĞI TANIYALIM

Öncelikle konuya kazada kullanılan uçaktan bahsetmek istiyorum. Kazada kullanılan DC-10 tipi uçak ilk uçuşunu 1970 yılında, ilk teslimini ise 1971 yılında American Airlines’a yapmıştır. Uçak, büyük gövdeli, kanatlarda 2, dikey stablizenin kökünde 1 olmak üzere 3 adet, her biri 40.000lbf güce sahip GE CF6-6D fanjet motorlu, menzili 6.000 km, yolcu kapasitesi ise maksimum 380 kişilik olan bir uçaktır. Kıyaslamak gerekirse günümüzde THY filosunun en büyük uçağı olan B777 uçağının oturma planına göre yolcu sayısı 350 dolaylarındadır.

DC-10 Uçağı

UÇAĞIN KRONİK SORUNU

DC-10 kargo kapıları, DC-9’lar gibi değil, dışarıya doğru açılan tiptedir. Dışa açılan kapı açıldığında, kapı kargo kompartımanı içinde yer kaplamayacağı için, kompartımanın tamamı bagaj yükü için kullanılabilir, bu da daha fazla alan yani ticari kazanç demekti. Dezavantajı olarak ise kapının hassas bir kilit düzeni vardı ve kapatılırken aşırı zorlanması, kilitlenmeyi sağlayan demir menteşelerin zarar görmesine sebebiyet verebiliyordu. Dahası, uçağın kontrolünü sağlayan ve hayati öneme sahip olan hidrolik sistemler de bagaj kapısına yakın konumda dizayn edilmişti. Bu kapağın uçak havadayken açılması, sistemlerin devre dışı kalması ve dolayısıyla uçağın düşmesi gibi bir felaketi sonuçlanabilirdi.

BU SORUNUN İLK GÖZE ÇARPTIĞI AN

Bu detaya dikkat çeken ilk işaret 1972 yılında Amerika’dan geldi.12 Haziran 1972’de Amerikan Havayolları’nın en tecrübeli pilotuyla beraber havalanan DC-10 tipi uçağın kargo kapısı havada patlamış, uçak bir anda kontrolden çıkmıştı. Neyse bu olaya derinlemesine girmeyeceğim ancak o gün pilotun ve ekibin çok soğukkanlı ve tecrübeli olması, biraz da şans ile o kaza kayıpsız atlatıldı. Ancak bu DC-10’lar için ilk uyarıydı. Bu kazadan sonra Amerikan NTSB kuruluşu, üretici Mc Donnel Douglas Firmasından kargo kapılarının menteşe ve kilit mekanizmalarının yeniden düzenlenmesini talep etti. Ancak güçlü lobi ve ” Kazada hiç kimsenin ölmemiş olması ” gerekçesi ile bu değişikliğe gerek görülmedi. Bir mart günü başka bir DC-10, Paris semalarında infilak ettiğinde, iş işten geçmiş olacaktı…

Amerikan Havayolları’na Ait Bir DC-10

THY’NİN UÇAĞI ALIŞ SERÜVENİ VE POPÜLARİTESİ

Neyse kendi uçağımıza dönecek olursak, THY bu uçaklardan sipariş vermek istediğinde, bir süre önce Japon Havayolları için üretilmiş olan ancak sonradan alımından vazgeçilen 3 adet sıfır uçağın alınması durumunda, sıraya girip üretilmesini beklemeksizin, düşük fiyat teklifiyle karşılaşılmıştı. Bu cazip teklif THY tarafından kabul edildi ve Long Beach, California’da hazır bekleyen 3 adet DC-10 uçağı 1972 yılında satın alındı. Bu şekilde THY, Avrupa’da bu geniş gövdeli dev modern uçağı ilk defa uçuran şirket olmuştu. Avrupa’da indiği her havalimanında fotoğrafları çekiliyor, haftalarca basında yer alıyordu. THY Avrupa çapında büyük sükse yapmıştı.

ŞANSSIZ YOLCULAR

Alımından 2 yıl sonra, takvimler 3 Mart 1974’ü gösterirken “Ankara” isimli uçağımız, 167 yolcusu ile İstanbul’dan havalandı ve Paris Orly Havalimanı’na iniş yaptı. Normal şartlarda Paris’ten Londra’ya da 117 yolcuyla devam edecekti uçak ancak adeta “Son Durak” filmlerinde gerçekleşecek bir olay gerçekleşti ve o 117 kişi 346’ya yükseldi. O gün British Airways’te grev vardı ve Paris’e Fransa-İngiltere rugby maçı için gelmiş olan ancak British Airways’te ki grevden dolayı Londra’ya gidemeyen 4 İngiliz manken, 17 İngiliz rugby oyuncusu ve 48 Japon bankacının da içinde bulunduğu bir grup, THY uçağını tercih etmişti.

VE O KAZA…

Uçak 12:30 civarında Orly Havalimanı’ndan ayrıldı. 346 yolcusu bulunan uçak, 7000 metre yüksekliğe geldiğinde büyük bir gürültü duyuldu. Uçaktan kopan bir parça uçağın kontrollerini sağlayan dümen mekanizmasını ve arkada gövde üzerinde bulunan motoru parçalamıştı. Uçak büyük bir hızla düşüşe geçti. Pilotların çabaları uçağı kontrol altına almaya yetmiyordu. Uçak saatte 800 kilometre hızla Ermononville ormanına çakıldı. Kaza yaşandığı sırada pilotlardan bir tanesinin istemsizce mikrofonun düğmesine basarak “Gövde parçalandı” şeklinde bağırması duyuldu. Aynı zamanda arka planda şiddetli bir rüzgâr sesi vardı. Bu kaza 1979 yılında yaşanan ve 583 kişinin hayatını kaybettiği Tenerife Faciası’na kadar yaşanmış en büyük havacılık kazası olarak anıldı. Ayrıca bu kaza Türk Hava Yolları’nın karıştığı en büyük kaza olmakla beraber Fransa topraklarında en çok ölümün yaşandığı kaza olarak halen rekorunu korumaktadır.

Düşen THY Uçağı

KAZANIN SEBEBİ

Kazadan sonra yapılan araştırmalarda kazanın sebebinin kargo kapısının düzgün bir şekilde kilitlenmediği için havada açılması ve koparak arkada bulunan motor ve dümen mekanizmasını parçalaması olarak açıklandı. Kargo kapısının kopmasıyla birlikte uçağın içinde ciddi bir basınç meydana gelmiş ve uçağın zemini yarılarak bazı yolcuların koltuklarıyla birlikte bu yarıktan dışarıya fırlamıştır. Kopan kapı ve uçaktan koltuklarıyla birlikte fırlayan yolcuların cesetleri bir tarlada köylüler tarafından bulundu. Kaza alanı ise o kadar feci bir haldeydi ki, 346 yolcudan sadece 40’ının cesetleri bakılarak teşhis edilebilmişti.

Kaza Alanı

KAZA SONRASI İLK AN

Haber kaynaklarından Orly Faciası’nın teröristlerin düzenlediği bombalı bir saldırı olduğu duyurulsa da gerçek, zaman içinde açıklığa kavuştu. Kara kutu incelemelerinde ulaşılan ilk ipucu bir patlama sesiydi. Bu patlamayı aşırı yüksek seste ve seviyede hava akımı sesi takip ediyordu. Buna bağlı olarak da bu sesle eş zamanlı olarak 2 numaralı yani kuyruktaki motorun durduğu anlaşılıyordu. Yine aynı anda pilotlardan birinin mikrofonun düğmesine bastığı da belirlenmişti. O anda uçak burnunu 20 derecelik bir açıyla aşağıya doğru indirdiği, hızlanmaya ve irtifa kaybetmeye başladığında pilotların da uçağın kontrolünü kaybettikleri anlaşılıyordu. Uçak yaklaşık saatte 800 km. hızla bu şekilde Ermenonville ormanına çakılmıştı.

KAZA ANINDA OLANLAR

Peki ne oldu da 2. motor durmuştu?İşin daha da ilginç kısmı 3 motorlu DC-10’ların yeri geldiğinde tek motorla bile uçuşlarına devam edebilecekleri biliniyordu. İşin kırılma noktası kara kutuda duyulan patlama sesiydi. Uçak enkazı üzerinde yapılan incelemede bir sonuca varılması da zamanın olanaklarıyla mümkün görülmüyordu. Zira uçak pek çok ufak parçaya ayrılmıştı.

KAZA ARAŞTIRMASININ KIRILMA NOKTASI

Ta ki bir çiftçinin çıkıp da uçağın düştüğü yerin 15 km uzağında, uçağın arka kargo kapısını, uçağın iç kısmından kopan zemine ait parçaları ve 6 adet yolcu koltuğunu (yolcular üzerinde olarak) bulmasına kadar. İşte işin boyutu bu noktada değişmiş ve her şey çorap söküğü gibi gelmişti. Uçağın kalkıştan sonra 23000 feet’e yükselmesi esnasında arka kargo kapısı aniden açılmış, kapının açılmasıyla birlikte uçağın içinde ciddi bir basınç kaybı yaşanmış, bununla birlikte içeride oluşan yüksek hızdaki hava sirkülasyonu sebebiyle uçağın gövdesi yarılmış ve bu yarıktan 6 yolcu koltukları ile beraber boşluğa uçmuşlardı.

UÇAĞIN KONTROLÜNÜN KAYBEDİLMESİ

Yine uçağın içinden kopan parçalar, eski olan ve telli kumanda olarak adlandırılan, DC-10 uçağının pilot kabininden uçağın arkasına giden ve uçağı kontrol etmeye yarayan kabloları koparmıştı. Bu da uçağın kontrolünü imkânsız hale getirmişti. Bir diğer şey ise yine kopan parçaların uçağın kuyruğunda bulunan 2. motora girerek bu motoru da parçalaması ve bu motordan çıkan parçaların uçağın kuyruğundaki kumanda mekanizmalarını bozmasıydı. Bütün bu gelişmeler ardı ardına yaşanınca Türk Hava Yollarına ait Ankara isimli DC-10 tipi uçağın düşmesi de kaçınılmaz hale gelmişti.

KAZANIN SORUMLULUĞU KİMDE? SUÇLU  KİM?

Orly Faciası’ndan sonra senaryolar yazılmaya başlanmıştı. Paris Orly Havalimanı’nda arka kargo kapısını kapatan Cezayir asıllı işçi M.Mahmoudi, kapının yanındaki talimat plakartını okumadan (ki, okusaydı İngilizce bilmediği için anlayamayacaktı), kapıyı kapattıktan sonra kilitleme tam gerçekleşmeden kilit emniyetleme kolunu kapatmıştı. Ancak bu durum ne kokpitte görülebiliyordu ne de dışarıdan farkedilebiliyordu. Tarlada bulunan kargo kapısında yapılan inceleme sonucu, uygulama süresi çoktan geçmiş bir Alert SB Mod’un uygulanmadığı tespit edildi. Facianın bütün sorumluluğu bir anda THY’na yıkılmış durumdaydı, çünkü uygulanması gereken bir mod, uçağa uygulanmamıştı. THY’nın teknik departmanında büyük bir panik havası oluşmuştu, böylesi bir mod nasıl gözden kaçardı? Mühendislik müdürlüğü tüm belgeleri tarayarak bu felakete neden olan Service Bulletin’in neden uygulanmadığının sebebini araştırıyordu. Evet, kargo kapılarıyla ilgili Alert SB’nin THY tarafından uygulandığını gösteren bir belge bulunamadı. SB takip sistemi mi hata yapmıştı yoksa bireysel bir mühendisin hatası mıydı?

SUÇLU THY’Mİ?

Ateş yükselmiş, ortalık kaynıyordu. Bu durumda, sigorta hem uçak hem de hayatını kaybeden yolcular ve ekip için tazminat ödemeyecek, THY müthiş bir maddi zarara ve manevi itibar kaybına uğrayacak, bütün bunların üstüne SHGM oldukça ağır bir yaptırım uygulayabilecekti. İşin sonunda açılacak tazminat davaları birbirini kovalayacaktı. Zamanın en modern ve sükseli uçağı olan DC-10 uçaklarını Avrupa’da ilk uçuran havayolu olmamızla hava basarak şişirdiğimiz balon patlamış mıydı?

GERÇEK SUÇLUNUN BULUNMASI

Felaket üstü felaket. Kedere ve paniğe boğulmuş ekipte bir kişinin aklına üreticinin bu konu hakkında ne yapmış olabileceği fikri geldi. Ve bu dakikadan sonra havacılık tarihinin en büyük skandallarından birisi ortaya çıktı. Uçağın üreticisi olan McDonnel Douglas firmasının THY’na verdiği dokümanlarda bu Mod’un uçağa üretim sırasında uygulandığına dair resmi bir belge bulunmuştu. Evet yanlış duymadınız, üretici firma bu modu uçağa uyguladığını belirten dökümanı THY’na iletmişti ancak aslında uçağa bu mod uygulanmamıştı. Bulunan belge Fransız kaza araştırma kuruluna (BEA) iletilince, sorumluluk THY’den McDonnel Douglas firmasına yöneldi.

SORUMLUNUN BULUNMASI VE SONRASI

Fransız Kaza Araştırma Kurulu’nun (BEA) kaza ile ilgili kesin raporu açıklanınca McDonnel Douglas aleyhine bir sürü tazminat ve ceza davaları açıldı. Bu davalar önce ABD, Washington DC’de açılmış, sonra üreticinin merkezinin bulunduğu California mahkemelerine transfer edilmişti. Bu davalarda uçağın kargo kapılarını, uçak üreticisinin tasarım ve standartlarında üreten ABD Convair firmasının üretim mühendislik müdürü, üretim hattında hatayı tespit etmiş ve bunu ana üretici ve tasarımdan sorumlu olan McDonnel Douglas’a iletmiş. Douglas, bunun gerçekleşme olasılığının çok düşük ihtimalli ve teslimatta gecikme yaratacağı gibi nedenlerle, Convair’in bildirdiği tasarım hatasını düzeltme yönüne gitmemişti. Bu tutumun mühendislik etiğine de uymayan bir davranış olduğu kabul edilmişti.  Bu olaydan hemen sonra belirtilen modun uygulanmadığı bütün uçaklar uçuştan alındı. Ayrıca sigorta tarafından THY’na ödenen para ile yeni bir DC-10 değil, 1 adet DC-9 ile 1 adet B727 üreticilerine sipariş edilerek alındılar.

KAZADAN SORUMLU FİRMANIN DURUMU

Ceza davalarında olayla ilgileri görülen McDonnel Douglas yönetici ve yapılmayan modu yapıldı gibi mühürleyen teknisyenler dahil, çalışanları muhtelif cezalar aldılar. McDonnel Douglas firması ise bu olaydan sonra ne yaptıysa tutunamadı. DC-10 tasarımı modifiye edilerek  Glass Cockpit’li MD-11’lerle de ayağa kalkamadı. MD-12 tasarlıyordu, üretemedi. Bu arada sivil yolcu uçağı üretim ve satışında Boeing ve Airbus aldı başını gitti. Sonunda Ağustos 1997’de Boeing tarafından satın alınarak, kazadan 23 yıl sonra, sivil havacılık tarihinden silinip gitti. Gerçekleşme olasılığı çok düşük denilerek göz ardı edilen bir tasarım hatası ve ona  bağlı sahtekârlık bir dünya devinin sonunu getirmişti. Yani mazlum 346 canın âhı aheste aheste çıkmıştı. Ancak bütün bunlar hiçbir canı geri getirmeye yetmedi…

Türk Havacılık Tarihimizin En Büyük Kazası – THY – Paris Faciası” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.